Çarşamba, Şubat 03, 2016

Remi Kimdir ?

                 Bundan, tam olarak 83 sene önce, benim takvimim 1983 yılında gün sayarken, İzesa Rayaş adında bir adam zamanda yolculuk yapmaya başladı. Ne yazık ki hiçbirimiz, yani ben, O'nun ne zamandan beri bu yolculuğa hazır olduğunu bilmiyorum. Gelecekten mi geldi, mevcut zamandan mı hiçbir fikrim yok. Sadece adını, tahminen yaşını ve sanırım gözlerinin rengini biliyorum. Kahve. Ellilerinde.

                 'Beni 83 senesinden alıp, buraya, bu zamana getirdiğinde 24 yaşındaydım. Tabii olarak ben hala yaşlanmadım. Dünyam günlendi, yıllandı. Adım Remi. Sıradan ölçülerdeyim. Saçlarımı çok uzatmam, saatimi her zaman takarım. Basit giyinirim. Bir iki kontrast renk, farklı tonlar. Bildiğim sağlık sorunlarım; yazı yazarken tek;..lerim, uyuyamam, kulağımdan ses eksik olmaz. Dünyaya bakışımı, senin merdivenlere bakışın gibi düşünebilirsin. Basamak olmamaya çalışırım, bazılarımızın basamak olduğunu düşünürüm. Basamak sayısını arttırmadan varacağım noktaya varamayacağımı biliyorum. Arkadaşlarımı seçmem, kadere inanırım. Kavga etmem. Sakin değilimdir, aptallık karşısında. Sinirlenince bağırırım. Tek bağımlılığım beynimi çalıştırmak. Oyun oynayarak bunu yapmak kötü alışkanlığım. Yazmayı severim. Kendimi beğendiğim kadar, yazdıklarımı da beğenirim. Oynadıklarımı da beğenirim. İyi oynarım aslında. İlk kez zamanda yolculuk yaptım. Tüm bu zamanı neden bana getirdin bilmiyorum.'

                 Tüm bunları okuyacağını düşünmemiştim esasında O'nun. Benden neden böyle bir yazı yazmamı istediğini de bilmiyorum. Pekal^a bana da sorabilirdi bunları. İzesa garip biri. Bu zamandan olduğunu artık kesinlikle düşünmüyorum. Onunla yalnızca 4 ay geçirdim henüz. Bana tek söylediği söz, "Başardım!" olmuştu. Hala da böyle.

Pazar, Ocak 31, 2016

Bir Masal - Tivitten

Bir devin dişinde yaşayan Vizdım halkı; yeni kralı için gün sayıyormuş. Yeni kral, halkın çok sevdiği kralın üçüncü oğlu olacakmış. Vizdım halkı, dev için tabii ki bir kürdanlık işten ibaretmiş ama, dev onların farkında bile değilmiş. Yeni kralın taht töreninde, kraliyet atlılarının lideri, yeni krala meydan okumuş. 

"Ey sahte kral; abilerini, babanı, KRALIMIZI sen öldürdün. Sen hainsin. Yüzleş benimle." 

Halkın gözdesi Luyi, hiç bekletmeden kılıcını çekmiş ve hiçbir söz söylemeden; tek bir hamleyle düşmanını yere sermiş. 

"Ya koruyamadın onları ve ben hainim, ya da bu hanedan içindeki hainlerden de güçsüz. Ve şu an sen, yerde; aciz olansın." 

Sözleri biter bitmez, olağanüstü bir kılıç darbesiyle, Luyi, düşmanının üzerindeki zırhı kabuk gibi soymuş. Tam düşmanının canını alacakken, kılıcı düşmanının sağ tarafına fırlatmış ve ona daha yüksek sesle bağırmış. 

"Dövüş benimle hain! Babamı ve kardeşlerimi öldürdüğün gibi şimdi sen de öleceksin!" 

Luyi düşmanına tüm öfkesiyle saldırmış. Düşmanı onu, Luyi'nin kendi kılıcıyla basit bir teknik ile, tek hamlede öldürmüş. Halk korku içinde olanları izlerken, birden gökten bir mızrak saplanmış Luyi'nin tam kalbine. Luyi göğün gürüldeyerek boşaldığı bir yağmur eşliğinde göğe yükselmiş. Ardından tüm diyarı yerle yeksan eden bir sel almış her yeri. Bu sel ki, tüm evleri yıkmış, tüm tarlaları bozmuş, tüm halkı çer çöp gibi birbirine katmış. Kimse, ne olduğunu anlamadan olup bitmiş. Felaketten sonra halk, Luyi'nin düşmanını tanrılarına sunmak, O'nu yatıştırmak istemişler. Linç edercesine üzerine çullanmışlar. Her biri, bir parçasını koparmış Remi'nin. Remi son canlı parçasını vermeden önce, tüm diyara sesini duyurabilecek bir nidayla; 

"Siz ahmakların, aptalları kral yapabildiği bir hayatı yaşamamam gerekirdi. Şimdi beni değil, pişmanlığımı parçalıyorsunuz." 

Ve Remi, tüm huzuruyla parçalanmış. Halk kızgınlığını, öfkesini; o can verdiği anda kaybetmiş. Ardından bir daha kimse Remi'yi anmamış. 

Ne Remi ne de Luyi unutulsun. Anmak, anlamak değil; öğrenmek olmalı. İyi akşamlar dilerim.