Perşembe, Ekim 17, 2013

Tivitten Öyküleme - Salim Tatile Çıktı

Milattan önce bindokuzyüzyetmişbir yılı… Vukû bulan bir muharebe var. Ve biz; birader in arms olarak yerimizi almışız. Sinan Birader, ben, Niyazi Birader, Birader Hıdır ve Onur Birader. Muharebe çetin. Cevizlerimiz oldukça sağlam. Erkek adam çocuklarıyız. Aramızdaki bağı size anlatmakla vakit kaybetmeyeceğim. Cevizlerimiz aynı ağacın farklı dallarında çünkü. Kök aynı anlayacağınız. Muharebe başlayalı sekiz ay olmuş. Bulunduğumuz Salamis Kasabası’ndan, Soli Kasabası’na hareket emri aldık. Bir operasyon emri idi bu. Salamis harap biçimdeydi, geç kalmıştık. Ve bu sefer görev Soli’yi kurtarmaktı. Başarı oranımız sıfırdı ve öngörülen ‘sakses’ dipteydi. Anlayacağınız üstlerimizin gözünde değerimiz; ergen bir rak grubundan hallice idi. Ancak emirler kesindi. Ya Soli, ya ölüm! Yolumuz on dev adımı(gfeet) mesafede, zamanımız kısıt sahibiydi. Ve ayaklarımız tek araç… Öngördüğümüz müdahale zamanı dört gün olmasına rağmen koşar adım üç demiştik. Ve öyle de oldu. Koşar adım, üç günde Soli’ye varmıştık. Koşar adım tempoda üç günde Soli’ye varmıştık. Gece; şafağa dört kala Soli Ormanı’nda, plânladığımız şekilde bir direnişçi bizi karşıladı. Görünüş itibariyle; yorgun bir direnişin has adamıydı. Sakallı ve uzun boylu. Hepimizden uzun. Sıskaydı. Bizi kendine hayran bırakmıştı. Adı Salim idi. Hemen önceden belirlenen bir barınağa doğru harekete geçtik. İşgal kuvvetlerinin ‘çekpoyint’lerine farkedilmemek zordu. Salim bizi kendi ahırının işlerine kullandığı külüstür bir at arabasının arkasına gizledi. Üstümüzde samanlar ile yola çıktık. Bir, iki, üç, dört… Derken sekizinci ve son kontrol noktası geride kalmıştı. Mağluptular. Galibiyetin adı illüzyondu. Barınak Salim’in ahırından “az daha iyi” idi. Öyle dedi Salim. At arabasında üstümüzde olan samanlar gece altımızda olacaktı. Döşeğimiz. Salim’i uğurladıktan sonra şafağa dek uyuduk. Şafakla birlikte ekip patatesten turpa evrilmişti. Uykunun en tabii mucizesi. Siz, siz olun saman üstünde uyumayın. Belim bunları yazarken bile sızlıyor. Evet yazıyorum. Çünkü Soli kurtuldu. Nasıl mı? Şöyle ki… Uyandığımızda bizi kapıda direnişçiler karşıladı. Biz uyurken Antik Yunan’da bir amcamız demokrasiyi bulmuş. Bunu haber alan, demokrasiyi öğrenen işgal kuvvetleri; yaptıklarının artık çağdaş olmadığını anlamış ve geri çekilmiş. Canına yandıklarım!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder